Hücresel tedavi, hastanın kendi vücudundan elde edilen biyolojik materyalin işlenerek hedef dokuya uygulanması esasına dayanan yenilikçi bir tedavi yaklaşımıdır. Üreme tıbbında özellikle ince endometrium (rahim zarı) ve tekrarlayan gebelik kayıpları gibi konvansiyonel yöntemlere yanıt vermeyen olgularda giderek artan bir ilgi görmektedir. Bu alanda en yaygın uygulanan yöntem intrauterin PRP (Platelet Rich Plasma / Trombositten Zengin Plazma) tedavisidir. Ankara’da Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Melahat Atasever, PRP’yi güncel bilimsel kanıtlar çerçevesinde ve bireysel hasta değerlendirmesiyle sunmaktadır.
Hücresel tedavi, hastanın kendi hücrelerinden ya da uyumlu vericiden elde edilen biyolojik ürünlerin terapötik amaçla kullanılmasıdır. Üreme sağlığında bu kavram; PRP, mezenkimal kök hücre uygulamaları ve ekzozom bazlı yaklaşımlar gibi birbirinden farklı yöntemleri kapsamaktadır. Klinik pratikte en yaygın ve en güçlü bilimsel temeli olan yöntem, hastanın kendi kanından elde edilen PRP’nin rahim içine (intrauterin) uygulanmasıdır.
Hücresel tedaviler büyük çoğunlukla henüz araştırma sürecindedir ve birçoğu için standart tedavi protokolü oluşturulamamıştır. Bu nedenle Prof. Dr. Melahat Atasever bu uygulamaları yalnızca konvansiyonel tedavilere yanıt vermeyen olgularda, hasta bilgilendirmesi eksiksiz yapılarak ve güçlü bilimsel kanıt desteğine göre sunmaktadır.
PRP, kişinin kendi kanından elde edilen ve trombosit konsantrasyonu normal kandan 3-5 kat fazla olan özel bir plazmadır. Trombositler, içerdikleri büyüme faktörleri (PDGF, TGF-beta, VEGF, EGF, IGF-1) aracılığıyla hücre üremesini, doku onarımını ve vaskülogenezi (yeni damar oluşumunu) uyarmaktadır. Bu biyoaktif özellikler PRP’yi endometrial yenilenme için umut verici bir ajan olarak öne çıkarmaktadır.
Otolog yani kişinin kendi kanından hazırlanan PRP’de alerjik reaksiyon riski son derece düşüktür. Biyolojik güvenlik profili yönünden oldukça avantajlı bir ajandır. Hazırlama süreci yaklaşık 15-20 dakika sürerek klinikte gerçekleştirilebilmektedir.
Tekrarlayan gebelik kaybı (RPL), art arda iki ya da daha fazla klinik gebelik kaybının yaşanmasıdır. Embriyo kromozom anomalileri, anatomik faktörler, trombofililer ve otoimmün bozukluklar en sık nedenler arasındadır. Ne var ki vakaların kayda değer bir bölümünde neden tespit edilememektedir; bu grup “açıklanamayan tekrarlayan düşük” olarak tanımlanmaktadır.
Açıklanamayan tekrarlayan düşük olgularında uterus reseptivitesi ve lokal immün düzensizlik güncel araştırmaların odağı olmaktadır. İntrauterin PRP uygulaması, büyüme faktörleri sayesinde endometrial yenilenmeyi ve mikrodolaşımı desteklemekte; ayrıca lokal immün ortamın modüle edilmesine katkı sağlayabilmektedir. Pilot çalışmalar ve vaka serileri bu yaklaşımın umut verici sonuçlar sunduğunu bildirmekle birlikte büyük ölçekli randomize çalışmalar hâlâ sürmektedir.
İnce endometrium, embriyo tutunmasını (implantasyonu) olumsuz etkileyen önemli bir faktördür; yedi milimetrenin altında rahim zarı kalınlığı yetersiz olarak değerlendirilmektedir. Geçirilen kürtaj, enfeksiyon, Asherman sendromu ya da hormonal nedenlerle incelen rahim zarı, standart östrojen tedavisine yanıt vermeyebilmektedir. Bu dirençli ince endometrium olgularında intrauterin PRP, rahim zarı kalınlığını artırmada tamamlayıcı ya da alternatif bir seçenek sunmaktadır.
Yayımlanan serilerde PRP sonrası endometrium kalınlığının anlamlı biçimde arttığı ve bazı hastalarda başarılı gebelik elde edildiği bildirilmektedir. Prof. Dr. Melahat Atasever, ince endometrium olgularını bireysel olarak değerlendirerek standart tedavilere yanıtsızlık varlığında PRP’yi gündemine almaktadır.
Tüp bebek sürecinde PRP iki farklı alanda kullanılmaktadır. Endometrial PRP, tekrarlayan tüp bebek aktarımı başarısızlığı yaşayan ve ince endometriumu olan kadınlarda endometrial reseptiviteyi artırmak amacıyla uygulanmaktadır. Ovaryan PRP ise düşük over rezervi olan kadınlarda bir sonraki tüp bebek siklusunda daha fazla yumurta elde etmeyi hedefleyerek yumurta toplama işlemiyle eş zamanlı uygulanmaktadır.
Bu uygulamanın en uygun aday profili şu özelliklerden birini ya da birden fazlasını taşımaktadır: iki veya daha fazla IVF başarısızlığı, ince endometrium (7 mm altı), açıklanamayan tekrarlayan düşük ya da standart tedavilere yetersiz endometrium yanıtı. Prof. Dr. Melahat Atasever, kapsamlı bir değerlendirme yaparak PRP’nin klinik tablonuza katkı sağlayıp sağlamayacağını belirlemenizde size rehberlik etmektedir.
Kişinin kolundan 20-30 ml kan alınmaktadır. Kan özel tüplere aktarılarak santrifüj cihazında işlenip trombositten zengin plazma tabakasından PRP ayrıştırılmaktadır. Hazırlama yaklaşık 15-20 dakika sürerek gerçekleşmektedir.
Hazırlanan PRP, ince bir kateter aracılığıyla rahim boşluğuna enjekte edilmektedir. İşlem IUI’ye benzer biçimde gerçekleştirilmekte; anestezi gerekmemekte ve 5-10 dakika içinde tamamlanmaktadır.
PRP, endometrial büyüme aşamasında, genellikle döngünün 8-10. günleri arasında uygulanmaktadır. Bazı protokollerde döngüde iki seans planlanmaktadır. Ardından ultrasonla endometrium kalınlığı değerlendirilmekte; embriyo transferi ya da zamanlanmış ilişki bu bulgular ışığında planlanmaktadır.
PRP uygulamasından sonra hafif lekelenme ya da rahatsızlık bir iki gün sürebilir; bu normaldir. İşlem gününün ertesinden itibaren normal günlük aktivitelere dönülebilmektedir. Transvajinal ultrasonla endometrium yanıtı izlenmekte; 7 mm ve üzeri kalınlık başarılı yanıt olarak kabul edilmektedir. Progesteron desteği gerektiren vakalarda IVF ya da IUI sürecine göre ekstra protokol eklenmektedir.
Otolog PRP’de alerjik reaksiyon riski son derece düşüktür; minimal invazif olması nedeniyle yatış gerektirmez ve hemen gündelik yaşama dönülebilir. Yan etki profili konvansiyonel ilaçlara kıyasla oldukça sınırlıdır. Buna karşın standart PRP protokolü henüz tam oturmamıştır; hazırlama yöntemi, konsantrasyon, seans sayısı ve zamanlama klinikten kliniğe farklılık göstermektedir. Büyük randomize çalışmalar sürmekte olup mevcut kanıtlar umut verici olsa da nihai etkinlik sonuçları beklenmektedir.
Tekrarlayan düşük, ince endometrium ya da tekrarlayan IVF başarısızlığı nedeniyle diğer tedavilere yanıt veremeyen olgular için Ankara’da Prof. Dr. Melahat Atasever ile görüşebilirsiniz. Kapsamlı bir değerlendirme sonrasında hücresel tedavinin sizin için uygun olup olmadığı belirlenmekte; bireysel hasta koşullarına göre şekillenen tedavi planı en güncel bilimsel bilgi çerçevesinde sunulmaktadır. Randevu için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.
Bizimle İletişime Geçin
Aile kurma hayalinize bir adım daha yaklaşmak ya da kadın sağlığıyla ilgili uzman görüşü almak için bizimle iletişime geçin. Tedavi süreçleri, randevu uygunlukları ve aklınızdaki tüm sorular için ekibimiz size destek olmaktan mutluluk duyacaktır.
Kliniğimizin randevu ve hizmet saatlerini aşağıda inceleyebilirsiniz. Tedavi takiplerinizin aciliyetine göre çalışma saatlerimiz esneklik gösterebilmektedir. Görüşme talepleriniz için lütfen önceden randevu alınız.